Bir sivil toplum örgütü olarak Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KIBSO) Brüksel'de bir ilke imza atarak, “Kıbrıs Türk El Sanatları Sergisi” açıyor.
Sergi Kıbrıs Türk Sanayi Odası organizasyonunda Halk Sanatları Derneği, Kıbrıs Türk El Sanatları Kooperatifi ve Milli Eğitim Bakanlığı Köy Kadın Kursları'nın katkıları ile açılacak ve sergide bu ürünler sergilenecek.
Sergi, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Brüksel Temsilciliği'nin sergi salonunda 28-29-30 Mart tarihleri arasında açık bulunacak. Sergi 28 Mart Salı akşamı düzenlenecek bir resepsiyon ile saat 18.30'da Milli Eğitim ve Kültür Bakanı sayın Canan Öztoprak tarafından açılacak. Bu konuda 24 Mart'ta bir basın toplantısı düzenlendi.
Bir sivil toplum örgütü olarak KIBSO bu etkinliği düzenlerken, diğer sivil toplum örgütleri ile birlikte, Brüksel'e Kıbrıs Türk kültürünü taşımayı ve Kıbrıs'ta ayrı bir kültürün daha varlığını AB'nin başkenti Brüksel'de duyurmayı hedefliyor.
Açılış resepsiyonuna, parlamentodan, komisyondan, Coroper'den ve AB ülkeleri elçiliklerinden basın ve Eurochamber'den geniş bir kitle davet edildi.
Ayrıca, serginin açık olacağı üç gün süresince, önceden alınan randevular çerçevesinde KIBSO'dan dört kişilik bir heyet çeşitli temaslarda bulunacak.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası 2006 yılını dış temas ve lobi çalışmalarının önem kazandığı bir yıl olarak görmekte. Bu nedenle sergiyi düzenleyerek Brüksel'de Kıbrıs Türk işadamının dışa açılmaktaki engelleri ve Yeşil Hat Tüzüğü uygulamasındaki son gelişmeleri AB başkentinde bir daha anlatma fırsatı bulunacak
Temsil heyetinin temaslarda üzerinde duracağı KIBSO görüşleri genel hatları ile şöyle:
“Bilindiği gibi AB Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs'ın birleşmesi için Annan Planı'na 24 Nisan Referandumu'nda evet demelerinden sonra, Kıbrıs Türkleri'nin maruz kaldığı izolasyonların kaldırılması ve Kıbrıs Türkleri'nn ekonomik gelişmesine katkı sağlamak için mali yardım yapılması kararı vermiştir. Bu yönde AB iki taraf arasında geçişleri sağlayacak ve Kuzey'den Güney'e, Kuzey Kıbrıs'ta üretilen ürünlerin satışını öngören Yeşil Hat Tüzüğü ile iki taraf arasında geçişler sağlanmış olmasına rağmen, Kuzey'den Güney'e ticaret kısıtlı kalmış ve Kıbrıs Türkleri'nin izolasyonunu sona erdirecek ve de ekonomik gelişimine fazla katkı koyacak bir durum yaratmamıştır. AB'nin aldığı kararı hayata geçirmek için hazırladığı Direkt Ticaret Tüzüğü ve Mali Yardım Tüzükleri, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin olumsuz tavırları nedeni ile kabul edilmemiştir. Bugüne kadar AB Komisyonu'nu her iki tüzüğün beraber geçirilmesi için çaba sarfetmiş olmasına rağmen, Türk tarafının taleplerinin aksine tüzükler ayrılarak Mali Yardım Tüzüğü kabul edilmiş, Coroper'den, konseye hazırlanan yazıda, Lüksemburg'un başkanlık döneminde Kıbrıs Rumları'nın ortaya koyduğu tekliflere atıf yapılmış ve oybirliği şartı getirilmiştir. AB Konseyi 24 Nisan sonrası Kıbrıs Türkleri'ne izolasyonların kaldırılması ve ekonomik gelişme için mali yardım yapılması kararını getirirken, herhangi bir şart ortaya koymamıştır ve bugün Direkt Ticaret Tüzüğü Kıbrıs Rum Yönetimi'nin baskısı ile bazı şartlar öne sürülmeye çalışılması kabul edilemez bir çifte standartdır.
AB, tüm Kıbrıs'ı temsil etmeyen Kıbrıs Rum Yönetimi'ni söz sahibi olmasına fırsat vermeden Mali Yardım'ın Kıbrıslı Türkler tarafından kullanılmasına imkan yaratmalıdır. Mali yardımın kullanılması için hazırlanan tüzükteki belirgin olmayan maddeler açıklığa kavuşturularak bu yardımın Kuzey Kıbrıs ekonomisinin gelişmesine katkı koyacak, Kıbrıs Türkleri ile AB arasında ilişkileri sağlayacak, Kuzey'de de muktesebatın uygulanması imkanı yaratacak şekilde düzenlenmelidir. Yine AB, Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonun kalkması yönünde Direkt Ticaret'in kabul edilmesi için çözümün bir parçası olan hiçbir şarta bağlanmadan kabulü için çaba sarfetmelidir. Şubat ayı içerisinde TC Dışişleri Bakanı Sayın Abdullah Gül'ün, Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonun ve Türkiye'nin Güney Kıbrıs'a Türk limanları üzerindeki kısıtlamaların eş zamanlı kaldırılması ve Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözüm yönündeki görüşlerinin başlatılması yönündeki Eylem Planı bir kez daha AB ve Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından dikkate alınmalıdır.”
[ geri ]
|