Hakkımızda
Üyeler
Ürünler
Dökümanlar
Fuarlar
Haberler
Güncel
Dergi

Haberler

İŞAD’dan çözüm için kapsamlı çalışma
2005-12-23

KKTC İşadamları Derneği, Kıbrıs Türk halkını çözüme taşıyacak yeni yol hatitasının tespiti ve takibine yönelik çalışma başlattı. Dernek üyeleri bu kapsamda 29 Kasım’da Sanayi Odası’nı ziyaret etti.


Gelinen aşamada, Annan Planı veya benzer çerçevede bir anlaşmaya varmak için adada çözüm adına hiçbir ciddi girişim yapılmamakta olduğu ve sürecin Kıbrıslı Türkler için gün geçtikçe daha da olumsuz yönde gelişmekte olduğu görüşündeki İŞAD, bu durum karşısında ilk etapta, yeni politikaların tespiti için başlattığı ve bazı hukuk ve siyasi çevrelerin görüşlerini de alarak şekillendirdiği görüşlerini tartışmaya açtı.

İŞAD Başkanı Özalp Nailer, sivil toplum örgütlerinin de katkılarıyla geliştirerek oluşacak ortak görüşler çerçevesinde, Kıbrıs Türk halkını çözüme taşıyacak yeni yol haritasının tespiti ve takibini hedeflediklerini söyledi.

Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyelerinin de hazır bulunduğu ziyarette, "Kıbrıs'ta siyasi çözümü kolaylaştırmak ve yakınlaştırmak için atılması gereken adımlar ve hareket tarzları" ana başlığı altında hazırlanan yazılı metni, oda yönetimine verildi.

"Durum tespiti, çözümsüzlüğün tehditleri, durağan ve zararlı süreçten çıkış yolları, yeni açılımlarda bulunması gereken özellikler ve yeni politikalar" olmak üzere 5 başlıkta toplanan dernek görüşleri, kamuoyu yanında Avrupa Birliği ve uluslararası topluluğun da bilgi ve dikkatine sunuldu.

İŞAD bu çerçevede, Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütlerine, Kıbrıs sorununa taraf olan Birleşmiş Milletler'e, Avrupa Birliği'ne, uluslararası topluluğa ve özellike BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, Kıbrıs sorununa ivedi çözüm bulma yönünde harekete geçme ve çözüme katkı yapma çağrısında bulundu.

"Durum tespiti" başlığı altında, Türkiye'nin AB üyelik süreci ve bu süreçte karşılaşılacak zorluklara dikkat çekilen yazıda, Kıbrıs sorununun bugün artık; Türkiye'nin öncelikli hedefi olan AB'ye tam üyeliğinin önünde dünden daha büyük bir engel olduğu ve Türkiye'nin çözüme olan ihtiyacının bugün dünden daha fazla olduğu görüşüne yer verilirken "Kıbrıslı Türkler barışa olan ihtiyacın farkında iken, Kıbrıslı Rumlar, geçen sürecin kendi leyhlerine çalıştığını düşünerek aynı ihtiyacı duymamaktadır ve geçen süreç çözümü daha da zorlaştırmaktadır" denildi.

Kaybedilen her günün, Kıbrıslı Türklerin çözümü onaylayan tavrı ile kazandığı sempatiyi aşındırdığı, yasal zeminde yürüyen sistemin unutulma sürecini hızlandırıp Kıbrıs Rum tarafının pozisyonunu güçlendirdiği ve çözümsüzlüğün devamı halinde adanın bölünmüşlüğünün kalıcı hale gelebileceği, "çözümsüzlüğün tehditleri" olarak gösterilen yazıda, Türkiye açısından, AB ile müzakere süreci ve tam üyeliğin yadsınamaz önceliği olacağı, buna karşın Kıbrıs Türk Halkı'nın öncelikli çıkarının ise "'Birleşik Kıbrıs'ın eşit siyasi ortağı olarak AB vatandaşlık haklarını da içeren bir siyasal çözüm'ün bir an önce gerçekleşmesi olduğu kaydedildi.

Yazıda, çıkarların örtüşmemesinin, yakın gelecekte, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler arasındaki ilişkiyi gerginleştirecek tehlikeler taşımakta olduğu savunuldu.

"Biz üstümüze düşeni yaptık, artık somut adım atma sırası Kıbrıslı Rumların ve dış dünyanındır" söyleminin Kıbrıslı Türklerin zararına çalışmaya başladığı ve bununla zaman kaybedilmeden izolasyonların kaldırılması mücadelesi yanında, atılması gereken diğer adımların da atılması gerektiği görüşünün savulunduğu yazılda, "çıkış yolu; sadece kendi kazanımlarımızın korunmasını değil, karşı tarafın endişelerini de dikkate alarak azaltacak, hem AB hem de uluslararası platformda kabul görebilecek ve destek alacak yeni açılımların yapılabilmesi, yeni adımların atılabilmesinde aranmalıdır" ifadesi kullanıldı.

Derneğin kaleme aldığı 4 sayfalık yazılı metinde, yeni açılımlarda bulunması gereken özellikler ise şöyle sıralandı:
"Kıbrıslı Rumların da endişelerini dikkate alarak azaltacak öğeleri taşımalı; AB, BM ve uluslararası toplum tarafından desteklenecek özellikleri içermeli; Uluslararası hukuka ve teamüllere uygun ve bu kurallar çerçevesinde uygulanabilir olmalı; Kıbrıslı Rumları çözüme motive edecek özellikleri olmalı; Kıbrıs Türk Halkı'nın referandumdaki iradesine uygun olmalı; Türkiye'nin AB sürecini kolaylaştırıcı özellikleri olmalı; Uluslararası hukukun kabul ettiği yöntem ve araçlar kullanılarak, Annan Planı temelinde veya benzeri bir çözümü hedeflemeli."

Derneğin öngördüğü yeni politikalar ise, AB ve dünya ile ekonomik ve ticari ilişkilerin yeniden düzenlenmes; Mali Yardım Tüzüğü'nün süratle geçmesi; Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'ndaki hakların kayıt altına alınması, tescili ve korunması;Kıbrıslı Rumların çözüme motive edilmesi, Kıbrıslı Rumların endişeleri; etkin ve fiili kontrol ile sivilleşme ve demokratikleşme alt başlıkları altında özetlendi.

"Kuzey Kıbrıs'ı, Türkiye – AB – Güney Kıbrıs arasında gelişmekte olan ekonomik entegrasyonun doğal parçası haline getirecek politikalar uygulamaya sokulmalıdır" denilen yazıda, Bunun gerçekleşmesi için Kıbrıs Türk liman ve gümrüklerinin, AB muktesebatı ile uyumlu hale gelmesinin önemine değinildi. AB Gümrük alanına giren ürünlerin Avrupa Birliği düzenlemeleri ile uyumlu olduğunun garanti edilmesi için kuzeydeki limanların bir formül bulunarak, nihai çözüme kadar Avrupa Komisyonu ile ortak veya onun gözetiminde veya denetiminde yönetilmesi için çalışılması gerektiği görüşüne de yer verildi.

Mali Yardım Tüzüğü'nün Direkt Ticaret Tüzüğü'nden ayrılarak onaylanması görüşünü savunan heyet, Mali Yardım Tüzüğü'nün kabulü sonucu 259 Milyon Euro'luk kaynağın Kuzey Kıbrıs'ın AB ye uyumlaşması, AB ile entegrasyon sürecinin süratlenmesi, alt yapı ihtiyaçlarının giderilmesi ve özelde KOBİ' lerin ve genelde ekonominin rekabet gücünü artırıcı alanlarda kullanılmasını önerdi.

Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'ndan kaynaklanan haklarının talep edilmesi için gerekli çalışmaların yapılmasını isteyen İŞAD yazısında, bu hakların yaratıcı açılımlarla talep edilemesi ve uluslararası hukuka uygun şekilde kullanma yöntemlerinin zorlanmasının önemli olduğu görüşünü savundu.

Bu hakların elde edilmesinin, Kıbrıs Rum liderliğinin, Türkiye'nin AB müzakere sürecinde veto hakkını kullanarak, Kıbrıslı Türkleri dengesiz bir çözüme zorlama stratejisini boşa çıkarabileceğini ileri sürülerek, 1960 antlaşmasına dayalı haklarımızı kullanma talebinin, 1960 şartlarına dönmek değil, Kıbrıslı Rum politikacılarının BM şemsiyesinde siyasi eşitliğe dayalı federal çözümün en iyi alternatif olduğunu anlamalarını sağlamak amacı ile olması gerektiğinin altıçizildi.

Bu çerçevede Annan Planı'na atfen, "Öncelikli olarak, Türkiye'nin Kıbrıs'ta acilen çözüme ihtiyaç duyan kesimleri ile birlikte hazırlanacak bir eylem planı çerçevesinde; BM Genel Sekreteri, BM Güvenlik Konseyi, Uluslararası Hukuk Kurumları (Lahey Adalet Divanı, ABAD, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ve AB Kurumları gibi tüm kurum ve kuruluşlara, kendi özelliklerinin gerektirdiği kurallar içinde başvurarak, kurucu ortağı olduğumuz 1960 Cumhuriyeti'ndeki Anayasal haklarımıza sahip çıkılması ve bu platformlarda hukuki her yolun zorlanması. Bu girişimler için uluslararası toplumdan destek alınması için her türlü yolun kulanılması ve bu yönde lobi çalışmalarının yapılması" önerisini dile getirdi.

Zaman geçtikçe zorlaşan toprak ve yerleşim sorununu kabul edilebilir bir zemine oturtmak için Annan Planı'nın tek taraflı olarak uygulanabilir bölümlerinin hayata geçirilmesi yönünde adımların atılmaya başlanması gerektiği" savunulan yazıda, bu çerçevede, Kıbrıs Türk Dvleti Anayasası'nın yürürlüğe girmesi ve Kıbrıs Türk Devleti'ne geçiş için hukuki hazırlıkların yapılması,ve BM planında ilk etapta iade edileceği belirtilmiş olan Yeşil Hat ve çevresindeki yerleşim yerler ile Maraş kentinin eski sakinlerinin yaşamına açılması önerisinde de bulunuldu. Yazıda, Kıbrıs Rum tarafının endişelerinin anlaşılması ve azaltılması amacıyla yeniden düzenlenebilecek olan hususların tespitinin yapılması gerektiği de ifade edildi.

Kuzey Kıbrıs'taki yönetim mekanizmasının etkin ve fiili olarak Kıbrıslı Türk otoritelere devredilmesinin sağlanması ve sivilleşme ile demokratikleşme yönünde adımlar atılması gerektiği kaydedilen yazıda "Vazgeçilmesi mümkün olmayan toplumsal haklarımızdan vermeden, Kıbrıslı Rumların endişelerinin anlaşılması ve azaltılması ve genel bir tatmin sağlanması, yapılacak referandumlarda bu kez iki "evet" cevabı için hayati önemdedir" denildi.

[ geri ]

KTSO © 2005 | Tüm Hakları Gizlidir
Designed by KIBRIS.NET
Adres : 126 Mehmet Akif Cad. Lefkoşa, KKTC Tel : +90 392 2287889 Faks : +90 392 2284595 E-mail : kibso@kibris.net