| “Direkt
ticaretin şarta bağlanması kabul edilemez”
Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Salih
Tunar, AB Komisyonu’nun Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Olli Rehn’e ve Coreper
üyelerine (AB Konseyi Daimi Temsilcileri
Üyesi ) dün (8.12.05) gönderdiği mektupta,
direkt ticaretin şarta bağlanması
veya gündemden düşürülmesinin kabul
edilemez olduğunu vurguladı.
Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar,
Rehn’e gönderdiği mektupta, “İngiltere’nin
dönem başkanlığının sonuna gelinirken,
gündemde bekleyen ‘Doğrudan Yardım
ve Direkt Ticaret’ tüzüklerinin yeniden
görüşülmesini ve Kıbrıslı Türklere
verilmesi düşünülen yardımın azalmaması
için komisyonda yapılan çalışmaları
dikkatle, ibretle ve AB kurumlarına
olan güvenimiz yıpranarak basından
izlemekteyiz” dedi.
26 Nisan 2004 Tarihinde yürürlüğe
giren Yeşil Hat Tüzüğü ve hazırlanan
Doğrudan Yardım ve Direkt Ticaret
Tüzükleri, Kıbrıs Türk toplumunun
ekonomik gelişmesi ve Kıbrıs’ın yeniden
birleştirilmesi için bir ümit ışığı
olduğu belirtilen mektupta, “Yürürlüğe
giren Yeşil Hat Tüzüğü, aradan geçen
bir yılı aşkın bir zamana rağmen beklenilen
neticeyi elde edememiştir. Kuzeyden
Güneye mal geçişleri hep pratik ve
bürokratik engellere takılmıştır.
Kıbrıs meselesinin çözümsüzlüğünden
ve mevcut fiziki durumdan kaynaklanan
sorunlar, bizi temsil etmeyen ve AB
üyesi olan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ tarafından
çözümlenmek yerine bahane edilerek
Yeşil Hat Tüzüğü çerçevesinde ticaretin
canlandırılması engellenmiştir” denildi.
Rumlar’ın Türk ürünlerini kullanma
konusunda psikolojik olarak hazır
olmadıklarını da belirtilen mektupta,
odanın tüm girişimlerine rağmen oda
üyelerinin mallarının hiç birisinin
Güney Kıbrıs’taki market raflarına
giremediğine dikkat çekildi.
Bir yıldan fazla geçen Yeşil Hat Tüzüğü
uygulaması, bu tüzüğün Kuzey Kıbrıs
ekonomisinin kalkınmasına marjinal
katkı dahi sağlayamayacağını Kıbrıs’ta
iç ticaretin normalleşmesinin çok
uzun süre alacağını ortaya çıkarmıştır.
Salih Tunar Mektubunda devamla şunlara
değindi:
“Yeşil Hat Tüzüğü uygulaması, Kıbrıslı
Türkleri temsil etmeyen Kıbrıs Cumhuriyetinin
savunduğu gibi, Kıbrıslı Türklere
uygulanan izolasyonların Güney Kıbrıs
üzerinden ticaret yapmakla aşılamayacağını
da ortaya koymuştur. Çünkü uygulama
bize göstermiştir ki, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’
pratik ve bürokratik sorunları çözmek
yerine bu sorunları sebep göstererek
Kuzey Kıbrıs’ın ticaretini engellemeye
çalışacaktır.
“26 Nisan 2004 tarihinde AB komisyonunun
almış olduğu Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonların kaldırılması hedefine
ulaşmakta en büyük adım Direkt Ticaretin
hayata geçirilmesidir. 259 Milyon
Euro’luk yardım Kıbrıslı Türklerin
ekonomik kalkınması için çok marjinal
bir yardımdır ve sembolik öneminden
başka önemi yoktur.
Ayrıca hiçbir ekonomi sadece doğrudan
yardımlarla kalkınamaz. Önemli olan
ekonomik kalkınmanın önündeki engelleri
ortadan kaldırmak ve dünya pazarlarına
ulaşabilmektir. Kıbrıslı Türk üreticilerin
geldiğimiz bu günkü fiziki durumda
AB piyasalarına ulaşmalarının tek
yolu Direkt Ticaret Tüzüğünün hayata
geçirilmesidir.
Oda, Tüm Kıbrıslı Türklerin görüşlerine
tercüman olarak şunun altını çizmek
ister ki, doğrudan yardımın direkt
ticaretten ayrılarak uygulamaya girmesi
ve Direkt Ticaret’in uygulanmaya girmemesi
Türk Toplumu tarafından kabul edilemez.
Çünkü bu durum Kıbrıslı Türklere uygulanan
izolasyonların devamından başka hiçbir
anlam ifade etmez.
Kıbrıslı Türkler, yardım ile Direkt
Ticaretin ayrılmasına karşı değildir,
yardım ile direkt ticaretin ilişiğinin
koparılmasına ve direkt ticaretin
hayata geçirilmemesine karşıdır.
Basından öğrendiğimize göre komisyon
çalışmalarında, bizleri temsil etmeyen
Kıbrıs Cumhuriyeti hedefinin Mali
yardımın uygulamaya konması ve Direkt
Ticaret Tüzüğünün bir kere daha gündeme
getirilmemesidir. Bu kabul edilemez
ve AB kültürü ile bağdaşmaz.
AB kurumlarında, kararların tüm üye
ülkeler arasında uzlaşarak alınması
ne kadar AB kültürüne uygunsa yeni
üye olmuş bir ülkenin, talebi dışındaki
tüm önerileri reddederek koca bir
birliği bloke etmesi kabul edilemez.
24 AB üyesi ülkenin, referandumda
EVET deyen ve çözüm isteyen toplumun,
referandumda HAYIR deyen ve çözüm
istemeyen toplum tarafından rehin
alınmasını engelleyememesini ve izolasyonların
devamını Kıbrıs Türk Sanayi Odası
üzülerek ve AB kurumlarına olan güveni
sarsılarak izlemektedir.
Kıbrıs Türk Toplumu Direkt Ticaretin
bir an önce hayata geçirilmesini ve
AB’nin Kıbrıs Türk Toplumuna mukellefiyetini
yerine getirmesini beklemektedir.
Direkt Ticaretin şarta bağlanması
veya gündemden düşürülmesi kabul edilemez.
Kendilerini Avrupalı olarak gören
Kıbrıs Türk Toplumunun Avrupa’ya güveninin
daha fazla tükenmesine meydan vermeden,
Direkt Ticaretin hayata geçirilmesi
için elinizden geleni yapacağınıza
inanır saygılar sunarım.”
[ geri ]
|